27 Aralık 2010 Pazartesi

VİZENİZİ ÇABUK BİTİRİN GELİN


Canım arkadaşım seni o kadar çok özledim ki.. seninle enson geçirdiğimiz günler geldi aklıma..bu sene evdeyim sende olsaydın...daha neleeeeer neleeeer yapardık..ev hanımlarının piri olur.muhabbetten muhabbete koşardık..
gecenin bir vakti belki msn desindir diye açmıştım bilgisayarı tam kapatacaktım ki...birden sign in oldun...seniüzgün görmek beni üzdü.. sebebi ÖZLEM...evet bende seni hatta bizde seni çok özledik.
buralardan gitme sebebim olacak gitmen...sen benim burada olmayan ailemdin..sende gittin.. şimdi tek dileğim tekduam
VİZEN ÇABUK BİTSİN HEMEN GEL..(tık.)
benim eksik kalan arkadaşım..
seni ÇOK özledim.
bu da bir mektup olsun...

24 Aralık 2010 Cuma

MUTFAKTA NE PİŞMİŞ ?

daha önce burada yazmıştım. kabaklı krep arkadaşlar çok beğenmişti.
  bir tarifi 2 kez yaparken mutlaka birşeyler eklemeliyim.içim durmuyor aklım dursa elim durmuyor. bazen sonuç iyi oluyor bazen tutmuyor ama genlede iyidir sonuçlar.(hiç zehirlenme vakası olmadı en azından)
sevgili CAFE PEPELA okuduğum karnıbaharlı bir hamuriş vardı.ogünden beri aklımda .sevgili pepala karnıbaharı alırken de seni düşünerek aldım.aynı tarifi bu sefer karnıbaharlı yaptım belki karnıbahar yemeyen çocuklar vardır.tadı farkedilmiyor. denemek isteyenlere BUYRUN
AFİYET OLSUN
NOT:     karnıbaharları yıkayıp sıcak su ekleyip 7-8 dk. haşlıyoruz rendelenecekkadar sert oluyor.

23 Aralık 2010 Perşembe

SÜPRİZ YAPTIM SÜPRİZ OLDU.....

9 ayın çarşambasını yayınlayıp kendimi dışarı attım.attımçünkü giyinirken, asansöre binerken,minibüse bindiğimde daha nereye gideceğime karar vermemiştim.(bilmeyip pişman olduğum şeylerden biri araba kullanamamak)
pendik mi?maltepe mi?kadıköy mü?derken kendimi e-5 üzerinde bir alışveriş merkezinde buldum neden mi? polis bizim şöförü durdurdu. çevirme varmış.. demek burasıymış geleceğim yer deyip indim ....
ışıl ışıl her yer...bi ilgi bi alaka....müşterilere....sağ baştan başladım:)ayıp olmasın bizimkiyle beraberken giremediğim yerlere girdim...adamın yüreğine inecek bigün. aldığımdan da değil haa..tipik tripler işte...(beymende erkek ceketlerinde indirim var ilgilelen olursa..) derken derken kendimi hiç giremediğimbir gümüşçüde buldum...çok güzel motiflerle işlenmiş harika takılar vardı en az 20 dk. bakmışımdır,takmışımdır.iç geçirip çıktım...cocanna  diye bir yer var oraya şöyle bir bakarken çok uygun fiyatla deri cüzdanlar gördümkendimeseçerken dur bizimkinede bi bakayım dedim.adam cüzdan hastası...içini dolduramasak ta bir öğretmen olarak...:)çok şükür..
kendimede onada seçtim bakııııın.


hediye paketi yaptırdım..süpriz olsun.
sonra geldi bizimki...oturduk sesi gitmiş yinee öğretmen hastalığı diyorlar.sana bir hediye aldım dedim ..ah canııııım nasıl sevindi. evlilik yıldönümü değil.doğumgünü değil... önemli birgün değil ken hediye almak çok güzelmiş dedi.ben bu duyguyu sana hiç yaşatamadım aklımda bulunsun bundan sonra dedi hadi bakalım. balık tutmayı öğrencen sen galiba dedim...TUTMUŞŞ :))) kocamaaaaan bir balık..



bakın  bakalım ben bunları nerden hatırlıyorum yoksa gezimin başından olabilir mi?postumu yazarken parmağımda yüzüğüm ... çok mutluyum...

eee kısa  günden ne öğrendik dostlar:
hiç süpriz yapmıyorsun demek yerine süprizi yaşatmak lazımmış....süpriz yapmayı öğretmek lazımmış ..

9 ayın ÇARŞAMBASI

Birleşti yine...
iki ayağım bir pabuca girdi mi ? evet
2 gün 3 program hepsi bir olmak zorunda mı? evet
katılmam lazım mı ? evet..
katılamama durumum var mı ?hayır
programı şöyle yazıyorum siznapacağımakara verin a dostlar:
cumanın ve cumayı cumartesiye bağlayan gecenin programı :
yeni katılacağım ve katılmak zorunda kaldığım bir GÜN programı....teyzemlere söz verdim katılacağım diye.
aynı zamanda okuldan arkadaşlar çağırdı gösteri zamanı yaklaştı fikirlerin önemli erken gel ha bu arada akşam yatılı program yapıyoruz sabaha Eyüp Sultan(1), dönüşte kahvaltı (2)sonra havuz(3) sonra seminer(4) geç kalma erken gel....bak bak nasıld asıralıyor programı sor bi sor...(eyüpten sonrası cumratesi oluyor demi.)
cumartesi:Eyüp te sabah namazı..ümraniye de kahvaltı kapalı havuz, öğleden sonra seminer...veeeee 3. program nohut odanın AYŞESİ nin doğumgünü öğlen saatlerinde orda olmamız gerek...ben havuzdan çıkıp oraya nasıl yetişicem.oyyy oyyy oldu mu hepsi bir oluyor yahu ben evde yalnız yalnız otururken kimse hadi gel demiyor. çağırdı mı hepsibirden çağırıyor napayım ben şimdii..
not: daha okuldan kızlara giderken elim boş gitmeyim az gelir 1 değil 2 pasta yapayım diyorum...ne dersiniz ..
2.not: canım arkadaşlarım sizleri çok seviyorum..

22 Aralık 2010 Çarşamba

ARADA Bİ DE MUTFAĞA UĞRAMAK LAZIM 1



 YAPTIK bizde aşuremizi saat 15:30 dan sonra sabahtan düşünüp durdum yapsam mı  diyeee diyeee... dolaptaki haşlanmış malzemeler geldi aklıma
buğday
nohut
fasulye
e daha ne kaldı geriye
kolları sıvadık. Okta Usta tv de ben mutfakta aşure yaptık...
yaptık yapmasınada ben bu aşureyi kime dağıtacağım?????
karşılaşınca selamlaştığımız yoksa kapıyı bile açmadığımız(bu da bi sorun)komşumun ilk defa kapısını çaldım.
şansa bak evde yok...
1 kavanoz doldurdum akşam buluşacağım dostlarıma götürdüm. napalım....Allah kabul etsin..

21 Aralık 2010 Salı

AMACINDAN SAPMIŞ BLOG SAHİBİ

adından da anlaşılacağı gibi bu blogta bende hünerlerimi sergileyecek belkide tükkan açacaktım.ama sizleri takip edip komşu edindikçe ufkum daha bi genişledi.(sapma başladı)yemekler ,ciciler,dekorasyon ...ne hünerler ne hünerler aman yarabbim.ben de bu güne kadar kendimi hünerli sanır (keçinin bulunmadığı yerde) (koyuna )ABDURRAHMAN ÇELEBİ (derler) misali geziniyodum...
yeteneklerimi sorgular evde yemek yapamazoldum. adamı aç bırakmıyoruz ama eski randımanımdan düştüm bacılar....nerde o eski mutfak maceraları...hepsi ahanda sizin yüzünüzden...
ben bu blogta kendimi bulacak psikolojimi düzeltecek bi de bu dünyadan bakacaktım hayatıma..
şimdi ise kendi kendine kimsenin okuyup okumadığından habersiz (yorumsuz) yazıp duruyorum. aslında   bu bana pek  iyi geldi galiba. dışardan dışadönük görünsemde kendi dünyamda içe dönükmüşüm bunu anladım.burası benim gizli bahçem gibi birşey oldu. kim kime dumduma ....aileden okumayanların olduğunu düşünerek umarak yaz yazabildiğin kadar kızım kim tutar seni.
sevdiğim takip ettiğim blog arkadaşlarımoldu. yazılarını çok sevdiğim emeklerine hayran olarak anaaaam bu bee diye iç geçirdiklerim .herkes bu işin kitabını okumuş mübarek ...yaw negüzel şeyler yapıyorsunuz öle siz....aman az daha dolanayım da banada bulaşsın.

TEŞEKKÜRRRRRRRRLERRRRRR:

KİME ?tabiiki beni takip edenlere gıymatlımsınız, farkedip bi de yorum yazmıyor musunuz yirim sizi yirim.....:)
(az şebeklik yapaym dedim. bugün az iyiyim galiba...)
arttıkça giriyorum sayfalarınıaza takip edenleri zaten kaçırmıyorum...maşallah hepinize...
sırayla tek tek teşekkür msjı göndermeyi beceremedimdaha nerden yazacağımı bulunca göndereceğim.
son olarak ALLAH blogunuza bileğinize kalbinize ZEVAL vermesin...hepinize huzurlu günler......

18 Aralık 2010 Cumartesi

KÜSTÜM

Bu bendeki bir dert ki, anlatamam kimseye
Kulak verip de beni dinler misin kardelen
Sardi tüm benligimi, mecalim yok gülmeye
Sende benle aglayip, inler misin kardelen


....

Bütün duygulari bir deftere yazmanin
Dertlerini duymayan duvara anlatmanin
Içinde ne var ise hep içine atmanin
Ne demek oldugunu bilir misin kardelen
...
hayal ettiklerimizin hepsini yapabilseydik ne olurdu acaba...?
her istediğimiz gerçek olsa mutlu olurmuyduk o zaman?
vee birgün hayata nanik yaptığımızda çekip gittiğimizde ağlayan olur mu arkamızdan..
yada herkesle beraber sende yaşlandığında kim öpecek bayramda ellerini..
yoldan geçenleri seyredip ah keşkelerin mi dolduracak içini?
herkes çoluğuyla çocuğuyla otururken sen kendini neyle avutacaksın?
geçen yılları düşünüp hangi anılarını kime anlatacaksın?
bir ömrü uğruna harcadığın hayaller gerçekleşmediğinde .
gerçekleştiremediklerin, ertelediklerin ne olacak.?
ve sen taze yıllarını geride bıraktığında tadı kaçmış hayatın ve yıpranmış hayallerinle,ışığı sönmüş ümitlerinle baş edebilecekmisin ?
ne zaman vazgeçeceksin?
günübirlik mutluluklar mı seni avutuyor şimdi...
ya yarın !? yarın ne için mutlu olacaksın..?
her gün için bir mutluluk sebebi bulamadığında ne yapacaksın?

bu aralar dokunulacak halde değilim.herşeye ağlayabilirim.
neşeli günler sona mı erdi ne?
merhamet ,rahmet,zahmet.
Kerem,ikram,ihsan ,
bu kelimeler le meşgulüm.
bunlardan ibaret müşgülüm...

14 Aralık 2010 Salı

arkadaş doğuma nasıl hazırlanır.

nohut oda baklasofa bebek bekliyordu bilenler bilir...son haftalarımız beraber geçirdik..hazırlıklar falan çok güzel di. cuma günü doktor yürümeniz lazım demiş e hava soğuk nerde yürüyeceğiz...tabii ki bir AVM de gittik 4 katlı avm nin anca 2 katını dolaşabildik... ama bittik...
veee mutlu son 12-12 -2010 da dünyaya geldi..Mahir Selim Gülcan..

pazar sabahı bir msj ben hastaneye gidiyorum ...sen dur dur gününü bul. benim sınavım var napcam demeye kalmadan kendimi sınav salonu yerine ameliyathane önünde buldum...Allah'ım Aklıma mukayet ol...
oyyy oy arkadaşlık mı dostluk mu kardeşlik mi bu nedir. bu hangi duygu ki insana bunu yaptırabiliyor. o kapının önünde beklerken gözyaşlarımı tutamadım.canım arkadaşım içerideydi...neyse uzun sürmeden bebeğin sesini duyduk...izinli olarak ilk anlarını fotoğrafladık bir tanesini ekleyeceğim dayanamazsam 2 tane olabilir.ne mutlu.. Allah hayırlı ,sağlıklı uzun ömürler versin...

9 Aralık 2010 Perşembe

ahhh bugün içimde bir şair yaşıyordu..

istanbulun sularında kudurdu da kudurdu
martılar eşlik ettiler bu çığlıklara
gökyüzü zaten karışmıştı dumana.
denizin köpükleri temizledi ruhumu
tek bir istanbul vardı bugün aklımda
bilmiyordu dalgalar,serin esen rüzgar derdimi unuttuğumu
sonun baharında yaşadım istanbulu....


başlıktan ayrı değilim bugün hissettiklerimle  dışa çıkabilenler aynı değil aslında ...bir buzdağı gibi hissediyorum kendimi bazen
dibi görünmeyen...
süprizler yapmam korkmayın titanic gibi batırmam etrafımdakileri ancak kendim batarım...
offff bu ruh halinden çıkmalımıyım yoksa biraz daha böyle takılmalımıyım...
yolda çok eğlenmeden kadıköydeydim bugün trafikde olsa boşverecektim kalabalıklarda kendimi dinleyecektim.ama yol açıktı. çatısı yanmış HAYDARPAŞA karşıma çıktı..üzüldüm eski halini düşündüm. bir onun fotoğrafını çekebildim.sonra vapura yavaş yavaş bindim üst katta yer bulmak istedim yalnız olmak rahat rahat istanbulu yaşamak ama olmadı şehir kalabalıkolunca...
en arkalardan Haydarpaşaya bakan taraftan bir yere oturdum...martılar heyecanla bekliyordu.


uzun uzun baktım denize, martılara, Haydarpaşaya...birkaç fotoğraf

sonra sakinledim birden...ne bu telaş dedim içimden yavaş ol biraz...sonra oturdum tekrar yerime .baktım uzun uzun denize. vapur düdüğünü çalıyordu,martılar çığlık atıyordu..dedimya bugün içim de bir şair yaşıyordu. kapattım gözlerimi dinledim istanbulu....sonra o meşhur dizeler geldi aklıma:
"İSTANBULU DİNLİYORUM GÖZLERİM KAPALI"
uzun zamandır dinlememiştim kendimi ve istanbulu..
hayat, şehir koşmacayla geçiyor.bir gün "elveda" diyeceğiz sonra: "ama ben daha" ile başlayan cümleler...
"ben daha şunu yapacaktım" demeden önce yapmak istediklerimiz boğzımızda düğümlü kalmadan önce..yavaş yavaş boğazı geçtik köprü ve işte karşımda

SULTANAHMET,AYASOFYA,TOPKAPI,GÜLHANE,GALATA,saydım minareleri bir bir..hepsi birden dile geldi ...

Uçlarında alemleri
Sinan’ın taş kalemleri
Yedi tepeden beş öğün
Her katına yedi göğün
Allahuekber yazarlar

Ebem kuşaklarına denk
Yedi iklim, yedi renk
Gülü açarken sabahın
La ilahe illAllah’ın
Ufuklarında yüzerler

Binbir derde binbir çare
Neşrederken her minare
Tüy gibi kurşun külah
Muhammeden rasulullah
Nuruyla arşı bezerler

Açılınca yedinci kat
Yayılır hayyealessalah
Duyulunca bu çağrı
Kabe’den sonsuza doğru
Binbir daire çizerler

Her an yeniden tazeden
Açılan bir yelpazeden
Hiç şaşmadan ezeL ebet
Yerküreye beş nöbet
Hayyealelfelah süzerler
 bu da gelmezmi insanın aklına gelir gelir ve sen akşam yatağa yatmadan bunların hepsini paylaşmak istersin tanımadığın halde içini döktüğün bunca aleme...ellerim ceplerimde yürüdüm Yeni camii önüne kuşlar,millipiyangocular derken arkadan dolaştım.meşhur çeşmenin başına verdım. ne güzel osmanlıdan beri gelenk devam ediyor çeşmeden icretsiz su dağıtılıyor..sebil..
sonraaaa hayat koşmacası başladı ve şair akşam vapuruna kadar içimde bir yerlerde gizlendi. bi ara hiçolmadık bir yerde çıktı içimden ve şu sözler düştü dilimden...

KİMİNİN VARDIR;ALAMAZ
KİMİNİN YOKTUR;ALAMAZ...bunuda sonra anlatırım...bu sıralar bu şair beni terketmesin..tek isteğim...

NOT:bu gün hiç fotoğrafçılık yoktu ruhumda fotoğraflar alıntıdır.ZATEN KENDİNİ BELLİ EDİYORDUR.emeğe saygı

8 Aralık 2010 Çarşamba

İSTANBUL benim canım vatanım da vatanım...


şiirini yazan şairi anlamak ve her "İstanbul...İstanbul...deyişinde içinden bir şeyler kopar ya insanın işte bu sabah İstanbula bende öyle bakıyorum...
bir arkadaşımın resmi işleri sebebiyle karşıya geçeceğim bugün..kadıköye minibüsle gidip E-5 trafiğini saymazsak karşıya vapurla geçmeyi düşünüyorum. Profesyonel olmasa da bir makinam var martıların sesini olmasa da kendilerini çekerek seyr-i İSTANBUL eyleyeceğim..bazen özellikle fotoğraf çekmiyorum.fotoğraf için kareler ararken asıl manzarayı kaçırdığımı düşünüyorum.belki de bir zaman sonra bu silueti çıplak gözle göremeyeceğim...

o yüzden şimdilik İstanbul benim canım vatanım da vatanım...şimdi zamanı galiba bu şiirin :Necip Fazıl Kısakürek'ten bir HAYKIRIŞ!



Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu istanbul diye toprağa kondurmuşlar.
içimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki istanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.
istanbul benim canım;
Vatanım da vatanım...
istanbul,
istanbul...
Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
Bulutta şaha kalkmış Fatih`ten kalma kır at;
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...
Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?..
Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...
O manayı bul da bul!
ille istanbul`da bul!
istanbul,
istanbul...

BİR İŞE DAHA ADIM ATTIM BAKALIM HAYR OLSUN ' * )

Pasaj alemini keşfettim sonunda ..ne kadar güzel ürünler var. maşallah e ben boş dururmuyum...hııım kafamda bir ampül yanıverdi...*tink
evet sirinbutik2  http://www.pasaj.com/ da açıldı..bu sadece haber daha. siz dolaşın bi bakın .benim İBAN nomu almam gerekiyormuş onunla uğraşıcam.sonra ürünlerimi tabiiki de göstericem.
                              SİZCE BUNLAR SATILIR MI?






çok heyecanlıyım çok...

5 Aralık 2010 Pazar

BİR İSTANBUL MASALI


iki kişiysen evde mutlu olacak şeyler arıyorsun .
 bizde bir masalı canlandırıyoruz..ara sıra kendimizi ödüllendiriyoruz.



iki kişilik ürünlerin koleksiyonunu yapmaya başlayacağım galiba
  nasıl güzel değil mi ?

iki kişilik ürünleri seviyorum..
tabii takım olarak kahve ve çay seti de var bizde ileride (gerçi kader ne gösterir) İstanbul'dan ayrılacak bir aileolarak bu iki kupayı aldık.Hatıra olarak  bazen kendimize böyle hediyeler  alıyoruz....:)
devamı BERNARDO da...

4 Aralık 2010 Cumartesi

NOHUT ODA YA

inşallah giyip kucağımıza aldığımızgünleri görürüz.güle güle giy bakalım oğluşumuz...
ilk bebek örgüm kıymeti biline yıllar yılı saklanaaaaa....

2 Aralık 2010 Perşembe


çok mu şey istiyorum bazen haddimi mi aşıyorum bilmem..
ama bana bu canı veren elbet planlamıştır ne yaşayacağımı bunu ben bilemem.
arsız bir çocuk gibi ister dururum sadece sonu gelmeyen nimetlerden..








 sabrını veren ,şükrünü de verir elbet...

ben bekleye durayım sabırdadır keramet ...
"Demek ki, gerçekten zorlukla beraber kolaylık vardır. Gerçekten güçlükle beraber kolaylık vardır."

20 Ekim 2010 Çarşamba

17 Ekim 2010 Pazar

YENİ TANIŞMIŞTIK

ee ben bi ceeee dedim gidiyorum.. en yakın zamanda görüşmek üzere...

Meryem DOĞUM GÜNÜ Hediyen :))


Sevgili Amcakızının dün doğum günüydü.. herbirimiz küçükken aynı evde oyun oynarken şimdi her birimiz başka bir dağın ardındayız.Ancak sanal alemden birbirimize ulaşabiliyoruz.
Canım inş. beğenirsin birini seçmek zorundasın çünkü sırada Sema ve Seda var...


16 Ekim 2010 Cumartesi

KAHVALTI GÜNÜN EN GÜZEL ÖĞÜNÜ DİYENLERE

Eşimin teyzesinden öğrendiğim bu tarifi arkadaş toplantımızda yapmıştım beğenildi. Sizlerle Paylaşmak istedim .Afiyet olsun.

KABAKLI KREP (mücver):
3 adet kabak
5 yemek kaşığı un
yarım demet dereotu
200 gr.beyaz peynir
1 çay bardağı sıvı yağ
1 tatlı kaşığı tuz
arzuya göre karabiber, kırmızı biber, kimyon  baharat eklenebilir.
4 yumurta

yapılışı:
derin bir kabın içine kabakları rendeleyelim.
dereotunu ince ince doğrayıp kabın içine alalım.
peyniri rendeleyip malzemeye ekleyelim.
un, sıvıyağ ve tuzu ekleyip karıştıralım.
iyice karıştırdıktan sonra ayrı bir kasede 4 yumurtayı çırpalım.
kabaklı malzemenin içine ayrı bir kapta çırptığımız yumurtaları ekleyelim .
çok fazla çırpmadan karıştıralım.(yumurtayı ekledikten sonra çok çırparsak tavada kızartırken dağılma olur)
bu sırada ocağın üstüne yapışmaz tavaya 1 yemek kaşığı sıvı yağ dökerek altını yakalım.
1 yemek kaşığı ile malzemeden 1'er kaşık alarak köfte gibi dökelim kaşığın tersi ile düzeltelim yayalım.orta ateşte kızartalım.  (bir seferde tavanın büyüklüğüne göre 5-6 adet koyabilirsiniz.)
afiyet olsun..eğer tavaya fazla yağ koymuşsak krepler yağlı olur.
PÜF NOKTASI: yumurtaların en baştan malzemeye eklenmemesinin sebebi tavaya yapışmadan dağılmadan fazla yağ çekmeden pişmesini sağlamaktır. AFİYET OLSUN..

15 Ekim 2010 Cuma

Yeni Takıntılarım

Yeni bir takı yapmaya karar verdim ama bu seferki farklı olsun istiyorum... zincirler... kurdeleler... ve boncuklar olsun...
sizce hangisi olsun...


Renkleri seçtim. pudra pembesi sabit renk,  kıyafete göre değişecek aparatlar olacak bakalım ne zaman meydana çıkacak ...tasarım halinde...fikirlerinizi bekliyorum..

Karnı Burnunda Dostuma Şirin Bir SÜPRİZ


ALLAH sağlıkla sıhhatle kucağına almak nasip etsin canım arkadaşım..beni hep hatırla..
 Bebek bezlerini,ıslak mendilini,zıbınlarını elinin altında hemen ulaşmak istediği malzemeleri altaçmanın yanında,beşiğin yanından ayrılmaması gereken bir kutucuk...

ne dersiniz...?
Heralde kendi bloguna giriş yapamayan ilk bloger olarak literatürlere geçeceğim.Sabahtan beri uğraşıyorum.olanlar oldu ümidi kestim. şu blog dünyasında bir günlük ömrüm varmış dedim.. Derken biraz önce nasıl olduysa oldu kayıt yapabiliyorum... Tekrar Merhaba...

14 Ekim 2010 Perşembe

ŞİRİN BUTİK Neler Yapar?

40 YIL HATIRIMIZ OLSUN



 
Bu güne kadar çok düşündüm. neyi ? tabiki blog ismini ama bugün ilk kıvılcımlar bir arkadaş toplantısında ortaya çıktı. başkasından isimler duymak iyi geldi.istişarede bereket vardır. ŞİRİN BUTİK adı çıktı MEYDANE ....
Ben neler yaparım. bu sene ara vermek zorunda kaldığım bir mesleğim var..yaptığım işi çok seviyorum.çünkü en büyük arkadaşım 6 yaşında evet ben bir anaokulcuyum... mutluyum. çocuklarımı çok özledim.
Birkaç yıl önce takıntılarım vardı bu takıntılarımdan TAKI yaparakkurtuldum. takıntılarım bana çok güzel bir HOBİ kazandırdı.
YEMEK yapmayı çok severim...ilk denemelerim küçük yaşlarda başlamıştır.Akraba arkadaşlarımla evden imece usulu getirdiğimiz 3 yumurta bir bardak şekerle HAMURİŞLERİ dünyasına atıldım. ordan ev yemeklerine derken üniversite hayatımda , güneyin sıcak.. acı ve tadına doyum olmaz lezzetleriyle tanıştım... batı ve güney felsefesiyle yemekler pişiriyorum diyebiliriz.
El-işi... uzun soluklularından değil hemen yapılıp ortaya çıkanlarından hoşlanıyorum.. mesela düzinelerce vitrin takımları yerine hemen yapılıp ortaya çıkacak ürünleri yapmak bana daha eğlenceli geliyor....
dahaa neleer neleeer.
ha birde dekorasyon işlerine baylırım .Bunları da sonra anlatayım.çok heyecanlıyım bıraksanız sabaha kadar yazarım... ekleyebilirsem resim ekleyeceğim. bekleyin daha ne süprizlerle döneceğim...
beni sevdiklerinize ekleyin...iyi günler..

ŞİRİN BUTİK AÇILDIIIII

Şirin Butik....
 kulağa hoş geliyor.Meraklı heyecanlı bir tip olarak bende blog dünyasına adım atmış blunuyorum.Hayırlı uğurlu olsun bi ben eksiktim geldim tam oldu...zihni fikir biri olarak etrafımda ki dostlarım tarafından sevilir, sayılır bir faniyim.Maksat şu gökkubbenin altın hoş bir seda bırakmak....sevilir itibar görürsek ne ala..
 hadi bakalım HAYROLA..:)